Bu yazımda küçük ve ortaboy şirketlerin krize sürükleyen temel sorunlarını ele almaktayım. Sonrasında da kriz yönetimi nasıl olması gerektiğini okuyabileceksiniz.

Şimdi bazı okuyan işletmeciler şunu diyebilir… “Benim işletmem iyi gidiyor. Kriz yok…” diyebilir. Şirketinizin şu an ki iyi giden durum, ileride bir kriz ile karşı karşıya kalmayacıgınız anlamına gelmez. Genel anlamda şirketlerin krize girme sebebi, dış etgenler değil, daha çok iç dinamiklerden kaynaklanmaktadır.

Yaşadığımız iş dünyası, oldukca zor ve değişkendir ve bu ortamda doğru karar vermek kolay olmayabilir. Yanlış alınmış karar ve hamleler olumsuz sonuçlara sebep olabiliyor. İşletmelerin kesintiye uğramadan faaliyet göstermesi için, ortaya çıkan kritik durumları başarılı (hızlı, en uygun (doğru) karar ve az maaliyet) bir şekilde yönetebilmelidir.

Şimdi işletmenizi krize sürükleyen ana konuları ele almadan kriz kelimesini tam manası ile anlamamız elzem.

Kriz kelimesi “Bir işin, bir olayın geçtiği karışık safha”, “İçinden çıkılması zor durum”, “ Birdenbire meydana gelen kötüye gidiş yönündeki gelişmeler ve tehlikeli an” olarak tanımlanabilir (Doğan, 1982: 609).

Kriz ayrıca, “önemli bir gelişme veya değişme olduğunda iyileşme veya yok olmaya yönelik olarak ortaya çıkan rahatsızlık” anlamına gelmektedir (The Oxford
Dictionary, 1961: 1178)

Şirtekinizi krize sürükleyen temel konular:

Kurumsal Yönetim eksikliği:

Şirket sahibi, şirketi istikrarlı bir şekilde tutucu ya da diktatörce yönlendirir. O herşeyle ilgilenir ve yalnız başına karar verir. O tamamen bunalmış, sürekli zaman sıkıntısı yaşayan, önemli konuları işlemeyen ve uzun vadeli düşünceleri olmayan biridir.

Organize eksiklikleri:

Şirkette net bir yapı bulunmamaktadır, açıkca sorumluluk ve sorumluluklar bulunmamaktadır, şirtetin organizasyon şeması veya hiçbir iş tanımı yoktur. Açıkça tanımlanmış bir uyarı sistemi bile mevcut değildir.

Bilgi açıkları:

Şirket yönetiminin kendisi, en önemli kilit rakamlardan haberdar değildir. Vergi dairesinin aylık “Betriebswirtschaftliche Auswertung (BWA) değerlendirilmemiştir. Verimlilik analizi yapılmıyor, saatücretine göre verimlilik oranı değerlendirilmiyor, çalışan başına ortalama ciro veya benzeri rakamlar bilinmiyor, hesaplamalar “tecrübe” ye dayanıyor. Sipariş sonrası maliyetleme (Nachkalkulation) gerçekleşmez.

Sipariş kabulu ve işleme sürecinde eksiklikler:

Teklifler sistematik ve derhal işlenmez, yalnızca müşteri kendisini hatırlatırsa veya teklif için belirlenen son tarihler yakınsa işleme girer. Nadiren, önemli bir harcama kalemi, telaşlı teklif hazırlaması esnasında göz ardı edilir. Böylece yaptığınız işten istediğiniz geri dönümü alamazsınız.

Üretim / İmalat eksiklikleri:

Açık bir yönerge veya kural yoktur, “iş bu şekilde yapılır” sloganına göre üretilir. Çalışanlar yaptığı iş uğraşısına “bireysel” karar verir. Mevcut makineler ve ekipmanlar sıklıkla üretimi ve üretim sürelerini sınırlandırır. Üretim için gerekenleri dışarıdan daha ucuza alabileceğinize dair düşünceler yapılmaz.

Kalite sorunları:

Müşteriler her zaman şikayet ediyor, ancak sorumlular neredeyse hiçbir zaman açıkça tanımlanamıyor. Ek maliyetler ortaya çıkıyor.

Personel kontrolü:

Çalışanların çalışma kapasitelieri planlamak fikir edinilmez. İş yoğunluğunda pahalı harici iş gücü satın alınılır veya çalışanlar hafta sonu yüksek ücretler üzerinden, ödenmeli çalışılır.

Personel yönetimi:

Çalışanlarda düzenli olarak ciddi sorunlar çıkmaktadır, hastalık izni yüksek. Kalifikasyon eksiklikleri tanımlansa bile, ekibin yaş ortalaması çok yüksek olduğu için kısa sürede problem çözülemez.

Pazarlama açıkları:

Şirket işten işe kendini planlamktadır. Piyasayı etkin bir şekilde yönetme konusunda herhangi bir strateji bulunmamakta ve sorumlu kimse bulunmamaktadır. Hatta, kendi hizmetleri veya ürünleri için hedef kitleler belirlenmemektedir.

Eksik kurumsal strateji:

Orta ve uzun vadeli hedefler yanı sıra, bu hedeflere nasıl ulaşılabileceği için planlar eksik.

Yukarıda anlatılan konular şirketinizi krize sürükler. Kriz sinyallerini anlamanız, yorumlamanız ve değerlendirdikten sonra en doğru hareket etmeniz gerekir. Bunu yapmazsanız kriz dönemine girmeniz kaçınılmazdır.

Krize dönemine girmeyi engellemek için yapılması gereken temel hamleler:

Stratejik Tahmin:

Geleceğe dönük tahminler yapılması gerektirmektedir. Bu tahminler şirketinizin yeni ortamlara uyum sağlayacağı nitekikte olmalıdır. Bugün yöneticiler için kesin bir şekilde tahmin yapmaya imkan tanıyan teknikler bulunmaktadır. Bu tahmin tekniklerinin özünü büyük veya geniş
değişikliklerin etkisini doğru bir şekilde tahmin etme ve değerlendirme
oluşturulmalıdır.

Olasılık Planlaması:

Olasılık planları olayların beklenen şekilde gerçekleşmemesi durumunda yerine konulabilecek alternatif planlardır. Tahmin önceden hakkında bazı şeyler söylenen durumlara ve makul belirli olaylara dayandırılmakla beraber, bir şirketin hazırladığı olasılık planları daha belirli durumlar içindir. İthalat kesildiğinde veya azaldığında, şirketler yurt içi tedarikçilerden satın alma yapma yönünde alternatif planlara sahiptir. Örneğin şirketin stratejik kararlarının büyük bölümü olasılık planları tarafından oluşturulan çerçeveye dayandırılmaktadır.
Hazır olasılık planlarına sahip olma bir şirketin yalnızca krize karşı korunmasına değil, aynı zamanda ortaya çıktıkça kriz durumlarını çözmesine yardımcı olmaktadır.

Sorun Analizi:

Bu yaklaşım olasılık planlaması ile daha çok benzerlik göstermektedir. Buradaki amaç, şirketin önemli bir sorun alanı tespit edilir ve bu sorun alanındaki tüm negatif etkiler ortaya konmaya çalışılır.

Senaryo Analizi (Risk analizi):

Senaryolar önceden belirlenmiş nihai bir duruma yol açabilen olayların sonucunu ayrıntılı olarak tanımlama veya alternatif olarak bugünkü tercihlerin sonuçlarını düşünme girişimleridir. Ayrıca, senaryo neden-sonuç süreçlerine ve karar noktalarına dikkat çekmek için tasarlanan olayların varsayımsal dizisidir. Senaryo analizi ortaya çıkabilen olumlu ve olumsuz durumlar ve bu durumların ortaya çıkmasına neden olan süreçleri önlemede, kolaylaştırmada veya engellemede işletmenin uygulamaya koyabileceği alternatifler çözümler hakkında düşünmeyi gerektirmektedir.

Kriz Yönetim Takımı Oluşturmak:

Kriz döneminde açık bir emir komuta zincirine sahip kriz yönetimi takımı oluşturmak önemlidir.
Takım her altı ayda ve daha fazla sürede potansiyel krizleri ve onlara nasıl cevap verileceğini tartışmak için toplanmalıdır. Bu takımlar işletmenin tüm bölümlerinden girdi elde etmek, şirketin karşılaşmayı hayal edebileceği her muhtemel felaketi tespit etmek, potansiyel krizleri belirlemek ve bunlardan işletmenin nasıl korunacağını belirlemek için çapraz fonksiyonlu olmalıdır. Şirket için en yüksek gerçekleşme riskine sahip krizler için tam kriz planı hazırlanmalıdır. Daha az gerçekleşme riskine sahip krizler için daha küçük bir olasılık
planı yeterlidir.


Kriz kavramı: https://tr.wikipedia.org/wiki/Kriz
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde kriz yönetimi – Nihat GÜLTEKİN Yrd. Doç. Dr., Harran Üniversitesi
Sorun Analizi https://proje06.wikispaces.com/Sorun+Analizi