🦒 Makale Özeti: Şiddetsiz İletişim

Kelimeler pencereler de olabilir, duvarlar da. İletişimi bir savaş alanı olmaktan çıkarıp bir dansa dönüştürmek için 3 kritik prensip:

  • Duyguların Arkasındaki İhtiyaçlar: Öfke, üzüntü veya kırgınlık sadece birer sinyaldir. Arkasında her zaman karşılanmamış bir ihtiyaç (anlaşılmak, saygı, güvenlik vb.) yatar. Odağı “Sen ne yaptın?”dan “Benim neye ihtiyacım var?”a çevirin.
  • Emir Değil, Rica: Talepler direnç yaratır, ricalar işbirliği doğurur. Ancak bir ricanın rica olması için, karşınızdakinin “Hayır” deme hakkı olmalıdır. “Hayır” dendiğinde kızıyorsanız, o bir emirdir.
  • Kendine Empati: Şiddetsiz iletişim sadece dışarıya değil, içeriye de yöneliktir. Kendinizi hatalarınız için yargılamak yerine, o hatayı yaparken hangi ihtiyacınızı karşılamaya çalıştığınızı anlamaya çalışın.
📚 Referans Eser: Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim: Bir Yaşam Dili” kitabı ve hümanist psikoloji ilkeleri temel alınmıştır.

Giriş

Günlük koşturmaca içinde bazen en sevdiklerimizle konuşurken bile kelimelerin birer silaha dönüştüğünü fark ederiz. Hiç istemeden kurduğumuz bir cümle karşımızdakini savunmaya geçirir ve bir anda kendimizi haklı çıkma savaşının ortasında buluruz. Oysa hepimizin derinlerdeki arzusu anlaşılmak ve karşımızdakini gerçekten duyabilmektir. Marshall Rosenberg’in bize sunduğu bu yöntem tam da bu kopukluğu onarmak için vardır. Ancak bu dili konuşabilmek ve hayatımızdaki çatışmaları şefkatle çözebilmek için öncelikle Şiddetsiz İletişimin 4 Bileşenini kavramak gerekir. Çünkü yargılamadan gözlem yapmak veya duygularımızı suçlamadan ifade etmek sandığımız kadar kolay olmayabilir.

Eski alışkanlıklarımız bizi sürekli etiketlemeye ve karşı tarafı hatalı bulmaya iterken Şiddetsiz İletişimi öğrenmek bize yepyeni bir pencere açar. Bu pencereden baktığımızda karşımızdakinin “bencilliğini” değil karşılanmamış ihtiyacını görmeye başlarız. Bu yazıda teorik bilgilerden sıyrılıp ilişkilerimizi dönüştürecek olan Şiddetsiz İletişimini adım adım nasıl uygulayacağımızı konuşacağız. Eğer siz de iletişim kazalarından yorulduysanız ve daha derin bir bağ kurmak istiyorsanız Şiddetsiz İletişimin hayatınıza nasıl entegre edebileceğinizi keşfetmeye başlayabilirsiniz. Unutmayın ki kalbin dilini konuşmak ve Şiddetsiz İletişimi bir refleks haline getirmek sadece ilişkilerinizi değil kendinize olan bakış açınızı da iyileştirecektir.

İletişim genellikle suçlamalara ve yanlış anlamalara çok müsaittir

İnsanlar arasındaki etkileşimler iletişim ile karakterize edilir ve bu da özellikle şirketlerde çatışmalara yol açabilmektedir. Çalışanlar anlaşıldıklarını hissetmezler ve yöneticiler görmezden gelindiğini hatta ciddiye alınmadıklarını düşünürler. İş talimatları ve önemli mesajlar duymamazlıktan gelinir veya doğru şekilde anlaşılmaz. Sonuç olarak, kişilerarası ilişkilerde bozulma ve duygusal yaralanmalar ve dolayısıyla performansta düşüş, daha yüksek hastalık izni hatta (iç ve gerçek) işten çıkarmalar söz konusu olabilir.

“People join companies and leave bosses” Bu ifadenin büyük bir geçerliliği vardır. Olumsuz iletişim davranışı genellikle tetikleyicidir. Bu nedenle başarılı iletişim, liderlik kültürünün ve beraber çalışmanın önemli bir parçasıdır. Hatalar her zaman farklı seviyelerdeki ekip üyelerinin ihtiyaçları karşılanmadığında ve ilgililer birbirleriyle eşit bir temelde iletişim kurduğunda (iletişim piramidi) olur. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya ve eşler arası iletişim için uygun yapılar geliştirilmelidir.

Daha fazla huzur için şiddet içermeyen iletişim

Şirket düzeyinde kişilerarası iletişimi kontrol etmenin bir yolu şiddet içermeyen iletişimdir. Marshall B. Rosenberg, başlangıçta iletişimi, insan ilişkilerini, iletişim ve bu tür ilişki süreçlerine dahil olanların karşılıklı iyiliğe katkıda bulunacak şekilde geliştirme amacıyla bir eylem kavramı olarak görmekten başka bir şey ifade etmiyor. Bu yöntemin amacı, konuşmanın konusu ne olursa olsun, insanları kendi gerçek ihtiyaçlarını ve diğer kişinin ihtiyaçlarını daha iyi takip etmeye, bunları dikkatle gözlemlemeye ve yıkıcı davranış ve durumları belirlemeye teşvik etmektir.

Şiddetsiz iletişim, size her durumda somut ihtiyaçları tanımayı ve bunları tam olarak ifade etmeyi öğretir. Bunun amacı, yargılama ve eleştiri karşısında eski savunma, geri çekilme veya saldırma kalıplarını dönüştürmeye yardımcı olmak ve böylece “şiddet içeren” tepkileri ve iletişimi en aza indirmektir. Marshall B. Rosenberg sözleriyle: “Şiddetsiz İletişim, hem içeride hem de dışarıda yoğun dinlemeyi vurgulayarak, takdir, dikkat ve empatiyi teşvik eder ve her iki tarafta da kalpten verme arzusu oluşturur.”

Şiddetsiz İletişimin dört bileşenini kullanın

Kurumsal bağlamda, çalışanların ve yöneticilerin savunmaya, geri çekilmeye veya saldırıya geçtiği, dolayısıyla çatışmaları çözmek yerine daha da şiddetlendiren bir iletişim davranışı sergilediği düzenli durumlar vardır. Şiddetsiz İletişim,aşağıdaki dört bileşenin yardımıyla gerçekleştirir:

  • Yargılarımızdan bağımsız GÖZLEM yapmak;
  • Doğrudan yüreğimizdeki DUYGUları fark etmek; 
  • Değer ve özlemlerimizi ifade ederek İHTİYAÇlarımızı dile getirmek; 
  • Net ve olumlu eylem dilinde ifade ettiğimiz RİCAlarda bulunmak.

Şiddetsiz iletişim bu nedenle kurumsal bağlamda önemli bir değere sahiptir. Kritik durumlarda diğer insanlarla değerden bağımsız ve önyargısız bir etkileşime yol açar ve ilgili herkesin yaşam kalitesinde sürekli artışa odaklanır. Yani uyumlu beraber çalışabilmek için bir temel oluşturacak ve her bireyin ihtiyaçlarını dikkate alan ortak çözümler üretecek şekilde, tüm tarafları empatiyle dinleme ve tüm tarafları empati ile anlama sanatıdır.

Sonuç

azı boyunca ele aldığımız gibi iletişim sadece kelimeleri yan yana dizmek değil o kelimelerin taşıdığı duyguyu ve ihtiyacı karşı tarafa geçirebilme sanatıdır. Bu sanatı icra ederken Şiddetsiz İletişimin bir yol haritası olarak kullanmak bizi karanlıkta el yordamıyla ilerlemekten kurtarır. Gözlem, duygu, ihtiyaç ve rica adımlarını takip ettiğimizde duvarların yıkıldığını ve yerine köprülerin kurulduğunu görürüz. Elbette yılların getirdiği alışkanlıkları bir günde değiştirmek zordur ve Şiddetsiz İletişimi her an mükemmel uygulamak zaman alabilir. Önemli olan niyet etmek ve düşe kalka da olsa bu yolda yürümeye devam etmektir.

Kendinize ve çevrenize karşı şefkatli olmayı seçtiğinizde Şiddetsiz İletişimi kullanmak bir teknik olmaktan çıkıp bir yaşam biçimine dönüşür. Karşılaştığınız her çatışmada durup derin bir nefes alarak Şiddetsiz İletişimi hatırlamak öfkenin yerini anlayışın almasını sağlar. Bu yöntemle sadece başkalarını değil kendi iç sesinizi de daha iyi duyarsınız. Sonuç olarak daha huzurlu ve anlaşılır bir dünya kurmak istiyorsak işe kendi dilimizi değiştirerek başlamalı ve Şiddetsiz İletişimi sabırla pratik etmeliyiz. Umarım bu rehber Şiddetsiz İletişim hayatınızın merkezine almanız için size cesaret verir ve ilişkilerinizde beklediğiniz o samimi dönüşümü başlatır.

Kalın sağlıcakla…

Sıkca Sorulan Sorular

  1. Şiddetsiz İletişim (NVC) tam olarak nedir ve neyi amaçlar?

    Şiddetsiz İletişim, karşımızdakini suçlamadan veya yargılamadan kendimizi ifade etme ve karşımızdakini empatiyle dinleme yöntemidir. Amacı haklı çıkmak değil, “bağ kurmak”tır. Marshall Rosenberg’e göre bu, kalpten konuşmanın dilidir.

  2. Şiddetsiz İletişimin 4 temel adımı nelerdir?

    1. Gözlem: Yorum katmadan ne olduğunu söylemek (Kamera kaydı gibi).
    2. Duygu: Olayın bize ne hissettirdiğini ifade etmek.
    3. İhtiyaç: Bu duygunun arkasındaki karşılanmamış ihtiyacı belirtmek.
    4. Rica: Somut, yapılabilir ve reddedilebilir bir istekte bulunmak.

  3. “Çakal Dili” ile “Zürafa Dili” arasındaki fark nedir?

    “Çakal Dili”, yargılayan, etiketleyen, suçlayan ve talep eden dildir (Örn: “Çok bencilsin”). “Zürafa Dili” ise kalbi en büyük kara hayvanı olduğu için sembol seçilmiştir; empati kuran, anlamaya çalışan ve sorumluluk alan dildir (Örn: “Bunu yapmadığında üzülüyorum çünkü desteğe ihtiyacım var”).

  4. Gözlem ile Yargı (Yorum) neden sıkça karıştırılır?

    Beynimiz etiketlemeye meyillidir. “Ahmet toplantıya geç kaldı” bir gözlemdir (gerçek). “Ahmet sorumsuz biri” bir yargıdır. Şiddetsiz iletişim, yargıların duvar ördüğünü, gözlemlerin ise ortak zemin yarattığını savunur.

  5. Bu yöntem iş hayatında nasıl uygulanır?

    İş yerinde “Beceriksizsin” demek yerine (Çakal), “Raporu zamanında alamadığımda (Gözlem), endişeleniyorum (Duygu), çünkü müşteriye karşı güvenilirliğe ihtiyacım var (İhtiyaç). Raporu saat 14:00’e kadar gönderebilir misin? (Rica)” diyerek profesyonel ve yapıcı bir geri bildirim kültürü oluşturulur.

🚀 Teoriyi pratiğe dökmek ister misiniz?

Teori iyidir, ancak etki eylemle oluşur. Şirketlere ve yöneticilere, bu yöntemleri akademik yük olmadan, pratik bir şekilde uygulamaları konusunda destek oluyorum.