Dijital dönüşüm taviz vermeden hız kazandı ve ekonominin tüm alanlarını içine aldı. Bu gibi durumlarda cesaret, yöneticilerin en önemli kişisel başarı yetkinliklerinden biridir. Özellikle öngörülemezlik ve kriz zamanlarında, yöneticilerin karar verme ve yeni bir çığır açma cesaretine ihtiyacı vardır. Cesaret, çalışanların zihniyetini, kurum kültürünü, performans ve motivasyonunu olumlu ve kalıcı bir şekilde değiştirir.

Bu yazımda yöneticilerin temel ve önemli yetkinliklerinden olan cesaret kavramını yakından incelemek istiyorum.

Cesaret – Yöneticilik için en önemli ön koşullardan biridir

Cesur olma yeteneği, yöneticilik yapan kişinin kalitesini belirler. Cesurluk karşı tarafı ikna eder! Cesur değilseniz, insanları kazanamazsınız! Hayatımda kararlı ve doğrudan hareket etme cesaretinden yoksun olan ve tam tersi, karizma sahibi ve cesur oldukları için başarılı olan yöneticiler ile karşılaştım.

Yüzyıllar boyunca cesaret, şüphesiz yöneticilik için temel ve vazgeçilmez bir beceridir. Geçmişteki  toplumlar cesaret toplumlarıydı. Böyle bir dünyada, daha önceki yüzyıllarda cesaretin önemini hayal bile edemeyiz. O zamanların sanatına ve edebiyatına bir bakarsanız, bu hemen açıklığa kavuşturur. Şu an yaşadığımız toplum ise güvenlik toplumudur. Günlük yaşamdaki düzenli süreçlerden finans ve sağlığa kadar hayatın neredeyse tüm risklerine karşı kendimizi koruyoruz.  Kendini koruma altına almaya karşı değilim, ancak tüm yaşamınızı korumaya alırsanız, cesareti gereksiz kılar. Dağ turundaki acil durumlarda cep telefonları ve helikopterler var, dünyanın uzak bölgelerine seyahat ederken altyapıya az çok güvenebiliriz ve hatta yatırım risklerini akıllıca hafifletebiliriz. 

Günlük hayatımızın genelinde işlerin yolunda gittiğine güvenebilirsek, cesur olmamıza gerek kalmıyor. Tüm durumlar için standart araçlara, düzenlemelere ve yönetimin talimatlarına sıkı sıkıya bağlı kalınır. Ya da insanların zararına olduğu yerde en yıkıcı etkiye sahip olan aceleci itaat. Başka yerlerde, cesareti kırılmış yöneticilik, kararları, popülizmi (ki bu sadece siyasette bulunmaz) veya açık konuşmaya cesaret edemediğiniz için kıvırmak anlamına gelir.

Korkmadan cesaret oluşmaz

Cesaret ne anlama gelir? Bunun cevabı hiç de şeffaf değildir. Genellikle insanlar şöyle düşünür: Cesurlar korku tanımazlar. Bu kesinlikle doğru değildir! Tam tersi sözkonusudur. Gözleriniz kapalı, kendinizi bir kayadan atarsanız buna cesurluk değil cüretkarlık denir. Cesaret, korkuyu gerektirir. Sadece korku hissedildiğinde cesaretle üstesinden gelinir! Cesaret, korkutucu olsa bile doğru olanı yapmaktır. 

Cesaret korkuyla ölçülürse, tamamen özneldir. Bazı insanlar on metre yükseklikten aşağıya bakınca midesi dönüyor, diğeri ise bin metre alçalan bir duvarda hafif ayaklarla tırmanabiliyor. Yine de o on Metre aşağıya bakan kişi belki daha cesurdur çünkü daha büyük korkunun üstesinden gelmek zorundadır. Belki de bir yöneticinin yirmi kişinin önünde sunum yapması midesinde kelebekler uçuşmadan büyük bir dinleyici kitlesine konuşan bir meslektaşından daha cesurdur.  Veya bir yönetici olarak zor bir çalışanı çağırıp açık açık konuşmak yerine tüm şirketi alt üst etmesi oldukça olasıdır.

İnsanlar makine değildir ama alternatif hareket tarzlarına odaklanabilir ve onları birbirleriyle karşılaştırabilir. Bu yüzden makul olup olmadığı sorusunu sorabilir: Bir eylemin sonuçlarını beklemek istiyor muyum? Örneğin iş arkadaşlarının onaylamaması, patronun fırça çekmesi, hatta belki işi kaybetmesi gibi. Cesaret pratik kısıtlamalar ile ilgilenmez, ancak mantıklı sorular sorar: Kararımın sonuçlarıyla başa çıkabilir miyim? Karşı taraf, eylemlerimle başa çıkabileceğine inanıyormuyum? 

Cesur liderlik gösterişten uzak kalır

Cesur yöneticilik için çok az fırsat olduğuna inanan herkes yanılır. Cesaret sadece her yerde mümkün değildir ama acilen gereklidir. Örneğin, kendinizin düşünme cesareti: Pek çok kişinin hazır yemek tariflerine bağlı kalmayı tercih ettiği bir toplumda, daha özgü tarifler üzerine düşünmek her zamankinden daha gerekli. Ya da bilmeme cesareti, kendi kusurlarını kabul etme cesareti… Yaşadığımız bu kültürümüzle bunları uygulamak ne kadar zor! Çerçeveni  dışında düşünmek de cesaret ister, çünkü toplum her zaman nelerin olup bittiğini çok iyi bildiğini düşünür.  Ve özellikle etik uygulama cesareti: Bu, yalnızca kendi çıkarlarınız veya şirketin çıkarları için değil, bundan etkilenen herkes için hareket ettiğiniz anlamına gelir.

Tariflere başvurmak yerine kendi kendinize düşünmek, sadece itaat etmek yerine sorumluluk almak, popülist olmak yerine otantik olmak, işleri ertelemek yerine şimdi halletmek, kıvırmak yerine açık sözlülük göstermek: Bütün bunlar genellikle gösterişten uzaktır ve tevazu ile mükemmel bir şekilde uyumludur.

Cesur insanlar cesareti teşvik eder

Cesur insanların etrafındaki insanlar bu cesareti algılıyor. Cesaret yansır ve yayılır. Nerde kendini gösterirse göstersin, karşı çıktığınız insanlardan bile saygı ile karşılık görür. Bu özellikle üstler için önemlidir. Onların sadece insan değil, diğer insanlar için rol model oldukları iyi bilinmektedir. Yöneticilerin cesareti çalışanları ve patronları cesaretlendirir. 

Nasıl cesur bir insan olurum? Birisi geniş bir hendeğin üzerinden nasıl başarılı bir şekilde atlayabileceğini sorarsa, genellikle şu cevabı alırsınız: “Korkma, Atla!”. Cesur bir karar her zaman bir sıçrama anlamına gelir ve başarılı olup olmayacağını asla önceden bilemezsiniz ama cesaretinizi nasıl geliştireceğinize dair bazı pratik ipuçları var. Cesaret korkuyla ilgili olduğunda, yapılacak ilk şey bunun algılamaktır. Örneğin şu soruyu kendinize sorabilirsiniz: Her zaman korktuğum şey tam olarak nedir? 

Bazıları bir grup içinde tecrit edilmekten korkar, diğeri insanların onun hakkında kötü düşünmesine dayanamaz, üçüncüsü ise güvenliğini kaybettiği durumlardan korkar. Kendi korkunuzun özünü algıladığınızda, bu korku azalır ve bunun üstesinden daha kolayca gelebilirsiniz. Yirmi metreye tırmanmaktan endişe duyan herkes, on metreyi çoktan tırmanmış olduklarını kendilerine hatırlatmalıdır. Kendi korkunuzu ne kadar net anlarsanız, tepkileri o kadar spesifik olarak planlayabilir ve en kötü durumu zihinsel olarak tahmin edebilirsiniz. 

Yöneticilerin kendileri sadece rol model değil, aynı zamanda onlar da rol modellere sahip olabilirler. Hepiniz sizi etkileyen patronları tanıyorsunuz. İddia ederim ki cesur insanlardır! O zaman cesaret eğitilebilir, yani öğrenilebilir mi? Kesinlikle. Bir kişi cesur olmayı okulda veya seminerler şekilde olgusal bir bilgi gibi benimseyerek cesaret kazanamaz. Ancak kendini yenileyen bir insan olarak, zihin ve duygunun uyum içinde olduğu bireysel bir kişilik olarak gelişir. Bunu yapabilmek için de uygun bir ortam ve doğru tariflere ek olarak, kolay yolu değil, doğru olanı seçme kararı ve onu tutarlı ve cesur bir şekilde takip etmek gerekir.

Sonuç

Yöneticiler çalışanları başarılı bir şekilde yönetmesini sağlayan nedir? Yönetim tekniklerinden daha önemli olan, modası geçmiş eski bir erdemdir: cesaret. Yöneticiler için cesaret, kişinin kendi korkusunu bilinçli ve hedefli bir şekilde ele alma yoluyla hareket özgürlüğü kazanması anlamına gelir. Bu, yalnızca sağduyulu ve sorumlu bir eyleme olanak sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kişisel güvenilirliği de sağlar. Yöneticiler kendilerine bu cesareti yöneticilik seminerlerinde değil ancak kendi kişiliklerinin gelişimi yoluyla kazanırlar.